Sonbahar yağmurlarıyla birlikte yabani mantarlar yeniden ortaya çıkıyor. Ancak doğada gördüğümüz her mantar sofraya taşınabilecek kadar masum değil.
Özellikle ekim ve kasım ayları, yabani mantar zehirlenmeleri açısından dikkat edilmesi gereken dönemlerin başında geliyor.
Yazan: Nurten Sırma
Gıda Güvenliği Uzmanı / Gıda Mühendisi
Sonbahar geldi, yağmurlar başladı. Toprağın nemlenmesiyle birlikte doğada yabani mantarlar da yeniden görülmeye başladı.
Doğanın canlanması elbette doğal bir süreç. Ancak doğada yetişen her ürünün insan tüketimi için güvenli olduğu düşüncesi, gıda güvenliği açısından ciddi bir yanılgı.
Bunun son örneklerinden biri Batman’ın Gercüş ilçesinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre köyde topladıkları mantarı tüketen iki kişi rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı.
Yaşanan bu olay, sonbaharla birlikte yabani mantar tüketiminin taşıdığı riski yeniden gündeme getiriyor.
Doğada bulunan her mantar sofraya girecek kadar masum değildir.
Türkiye'de 30 binden fazla mantar zehirlenmesi başvurusu
Mantar zehirlenmeleri Türkiye açısından küçümsenmeyecek bir halk sağlığı sorunu.
Turkish Journal of Gastroenterology dergisinde 2024 yılında yayımlanan ve Türkiye genelindeki Sağlık Bakanlığı Ulusal Elektronik Veri Tabanı kayıtlarını inceleyen kapsamlı bir araştırmada, 2018-2023 yılları arasında 30 bin 459 mantar zehirlenmesi başvurusu değerlendirildi.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, vakaların yılın bütün aylarına eşit dağılmaması.
Mantar zehirlenmeleri özellikle mayıs, haziran, ekim ve kasım aylarında yoğunlaşıyor.
Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu bölgeleri vaka sayılarının yüksek olduğu bölgeler arasında öne çıkarken; 2022 yılı verilerinde Tokat, Bolu, Yozgat ve Kastamonu gibi illerde nüfusa göre yüksek vaka oranları dikkat çekti.
Ancak asıl dikkat çekici nokta, zehirlenmenin sonuçları.
Araştırmada vakaların yüzde 8,9'unun hastaneye yatırıldığı, 90 günlük mortalite oranının yüzde 6,6 olduğu ve vakaların yüzde 1,3'ünün karaciğer nakline ilerlediği belirlendi.
Mantar zehirlenmesi basit bir mide rahatsızlığı değildir. Bazı mantar toksinleri hayati organlarda ciddi ve kalıcı hasara yol açabilir.
Neden özellikle sonbaharda?
Yağışların artması ve toprağın nemlenmesi, birçok yabani mantar türünün doğada ortaya çıkması için uygun koşullar oluşturuyor.
Mantarların daha fazla görülmesi ise bazı bölgelerde insanların doğadan mantar toplamasını ve tüketmesini artırabiliyor.
Sağlık Bakanlığı da özellikle yağışların arttığı dönemlerde doğada yetişen mantarların tüketimine bağlı zehirlenmelere karşı vatandaşları uyarıyor.
Ancak burada asıl mesele mantarın doğada ortaya çıkması değil.
Asıl risk, kişinin zehirli bir mantarı yenilebilir mantarla karıştırarak tüketmesi.
Rengine bakarak mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılır mı?
Toplumda mantarlarla ilgili çok sayıda geleneksel inanış bulunuyor.
“Böcekler yemişse zehirli değildir.”
“Rengi güzelse yenilebilir.”
“Kaynatınca zehri gider.”
“Yıllardır bu mantarı topluyoruz.”
“Pişirince sorun olmaz.”
Ancak bunların hiçbiri bilimsel bir güvenlik kriteri değil.
Zehirli ve yenilebilir mantarlar birbirine benzeyebilir. Bir mantarın güvenli olup olmadığı yalnızca rengine, şekline, kokusuna veya görünüşüne bakılarak güvenilir biçimde belirlenemez.
Bu nedenle doğadan toplanan mantarlar konusunda “Ben bu mantarı tanıyorum” şeklindeki kişisel kanaat, tek başına güvenli tüketim için yeterli değildir.
“Pişirince zehri gider” düşüncesi doğru mu?
En sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri de bu.
Hayır. Her mantar toksini pişirme işlemiyle ortadan kalkmaz.
Sağlık Bakanlığı'nın bilgilendirmelerinde doğal ortamda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların çiğ, pişirilmiş, kurutulmuş veya konserve edilmiş şekilde tüketilmesinin de zehirlenmeye yol açabileceği belirtiliyor.
Dolayısıyla “Mantarı iyi pişirdim, artık güvenlidir” düşüncesi doğru bir yaklaşım değil.
Pişirmek, zehirli bir mantarı otomatik olarak güvenli bir gıdaya dönüştürmez.
Mantar zehirlenmesinin belirtileri nelerdir?
Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin ortaya çıkma süresi, mantarın içerdiği toksine göre değişebilir.
Bazı vakalarda belirtiler tüketimden birkaç saat sonra başlayabilir.
Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, terleme, baş dönmesi, sersemlik, görme bozuklukları ve tansiyon değişiklikleri görülebilen belirtiler arasında yer alıyor.
Daha ciddi zehirlenmelerde ise karaciğer ve böbrek hasarı, bilinç kaybı, koma ve ölüm gibi ağır sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Burada özellikle önemli bir nokta var:
Belirtilerin geç ortaya çıkması, zehirlenmenin hafif olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle yabani mantar tüketildikten sonra şüpheli bir belirti ortaya çıkarsa “Biraz bekleyelim, geçer” yaklaşımı doğru değildir.
İklim değişikliği ve yağışlar neden önemli?
Mantar zehirlenmelerini artık yalnızca takvimdeki aylara bakarak değerlendirmek yeterli olmayabilir.
Türkiye'deki 2018-2023 dönemini inceleyen araştırmada, 2023 yılının ilk yarısında mantar zehirlenmesi vakalarında yüzde 130 artış saptandı.
Araştırmacılar özellikle mayıs ve haziran aylarında görülen artışın artan yağışlarla ilişkili olabileceğini değerlendirdi.
Bu durum bize önemli bir noktayı gösteriyor:
Mantar zehirlenmelerinin gelecekteki seyrini değerlendirirken yağış rejimindeki değişiklikleri ve iklim değişikliğini de dikkate almak gerekiyor.
Kültür mantarı ile yabani mantarı birbirine karıştırmayalım
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
“Mantar” kelimesi tek başına zehirlenme anlamına gelmez.
Güvenilir üretim koşullarında yetiştirilen ve mevzuata uygun şekilde piyasaya sunulan kültür mantarları ile doğadan kontrolsüz biçimde toplanan yabani mantarlar aynı risk kategorisinde değerlendirilmemeli.
Sağlık Bakanlığı da vatandaşlara doğal ortamda yetişen mantarlar yerine güvenilir şekilde satılan, ambalajlı kültür mantarlarını tercih etmelerini öneriyor.
Kültür mantarı satın alırken de ambalajın sağlamlığına, etiket bilgilerine, son tüketim tarihine ve saklama koşullarına dikkat edilmeli.
“Doğal” demek “güvenli” demek değildir
Mantar konusu bize aslında gıda güvenliğinin temel prensiplerinden birini hatırlatıyor:
“Doğal olan her şey güvenli değildir.”
Doğada bulunan bir mantar tamamen doğal olabilir. Ancak içerdiği toksin nedeniyle insan sağlığı açısından ciddi risk taşıyabilir.
Aynı durum doğadan toplanan birçok bitki ve diğer doğal ürünler için de geçerli.
“Doğal” kelimesini otomatik olarak “sağlıklı” veya “güvenli” kelimelerinin yerine koymamalıyız.
Mantar zehirlenmesinden nasıl korunabiliriz?
Aslında en etkili korunma yöntemi oldukça basit:
Türünden ve güvenli olduğundan emin olmadığınız yabani mantarı tüketmeyin.
Doğadan toplanmış mantarlar yerine güvenilir satış noktalarından alınan ambalajlı kültür mantarlarını tercih edin.
Ambalajı bozulmuş veya etiket bilgileri bulunmayan ürünleri satın almayın.
“Pişirince zehri gider” düşüncesine güvenmeyin.
Mantarın rengine, şekline veya böceklerin yiyip yemediğine bakarak güvenli olduğuna karar vermeyin.
Mantar tüketiminin ardından olağandışı belirtiler ortaya çıkarsa beklemeden sağlık kuruluşuna başvurun.
Sağlık Bakanlığı kaynaklarında zehirlenmeler konusunda 114 Ulusal Zehir Danışma Merkezi'nin 7 gün 24 saat hizmet verdiği belirtiliyor.
Mantar yedikten sonra ne yapılmalı?
Yabani mantar tüketiminin ardından bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, baş dönmesi, görme bozukluğu veya başka olağandışı belirtiler ortaya çıkarsa zaman kaybedilmemeli.
Kişinin kendi kendine tedavi uygulaması veya belirtilerin geçmesini beklemesi doğru değildir.
En kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve mümkünse tüketilen mantardan kalan örnek sağlık ekiplerine gösterilmelidir.
Sofraya taşımadan önce iki kez düşünün
Sonbahar yağmurlarıyla birlikte doğada mantarların ortaya çıkması son derece doğal.
Ancak doğada gördüğümüz her mantarın sofraya girmesi gerektiği anlamına gelmiyor.
Türkiye'de on binlerce mantar zehirlenmesi başvurusunun bulunması ve bazı vakaların ağır sonuçlara yol açması, konunun neden ciddiye alınması gerektiğini açıkça gösteriyor.
Bu nedenle özellikle ekim ve kasım aylarında yabani mantar tüketimi konusunda daha dikkatli olmalıyız.
Ben bir Gıda Mühendisi ve Gıda Güvenliği Uzmanı olarak özellikle şu uyarıyı yapmak istiyorum:
“Türünden ve güvenilirliğinden emin değilseniz yabani mantarı tüketmeyin.”
Çünkü gıda güvenliğinde bazen en doğru karar, riskli ürünü sofraya hiç getirmemektir.
Ekim ayı mantar mevsimi olabilir; ama bilinmeyen mantarları tüketmek için bir davet değildir.
Nurten Sırma
Gıda Güvenliği Uzmanı / Gıda Mühendisi
#mantar #mantargüvenliği #mantarzehirlenmesi #gıdagüvenliği #gıdazehirlenmesi #yabanimantar #kültürmantarı #halksağlığı #gıdamühendisi #gıdagüvenliğiuzmanı #NurtenSırma #sonbahar #gıda
.jpg)