SONBAHARA DİKKAT! Mantar Alarmı: Yağmurla Gelen Tehlike
Yazan: Nurten Sırma
Sonbahar geldi, yağmurlar başladı. Doğa yeniden canlanırken toprağın nemlenmesiyle birlikte yabani mantarlar da kendini göstermeye başladı. Ancak doğada gördüğümüz her mantar masum değil. Özellikle ekim ve kasım ayları, Türkiye’de yabani mantar zehirlenmeleri açısından dikkat edilmesi gereken dönemlerin başında geliyor. Üstelik bunun yalnızca teorik bir risk olmadığını, bugün yaşanan bir olay da bir kez daha gösterdi.
Batman’ın Gercüş ilçesinde bir ailenin akşam yemeği, iki kişinin hastaneye kaldırılmasıyla sonuçlandı. Edinilen bilgilere göre köyde topladıkları mantarı yiyen 24 yaşındaki E.K. ile 35 yaşındaki M.S.K., yemekten kısa süre sonra fenalaştı. Yakınlarının 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber vermesi üzerine sağlık ekipleri olay yerine geldi. İlk müdahaleleri yapılan iki kişi önce Gercüş Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, ardından durumlarının hassasiyeti nedeniyle Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Olayda mantar tüketimi sonrasında rahatsızlanan iki kişinin tedavisine devam edilirken, bu vaka sonbaharla birlikte yabani mantar tüketiminin oluşturabileceği riski yeniden gündeme taşıdı.
Aslında tam da bu nedenle ekim ayında mantar konusunu yalnızca bir doğa olayı olarak değil, önemli bir gıda güvenliği ve halk sağlığı meselesi olarak ele almak gerekiyor.
Türkiye’de mantar zehirlenmelerinin mevsimsel dağılımına ilişkin oldukça kapsamlı bir çalışma, konunun boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Turkish Journal of Gastroenterology dergisinde 2024 yılında yayımlanan “Mushroom Intoxication in Türkiye: A Nationwide Cohort Study Based on Demographic Trends, Seasonal Variations, and the Impact of Climate Change on Incidence” başlıklı araştırmada, Sağlık Bakanlığı’nın Ulusal Elektronik Veri Tabanı kullanılarak 2018-2023 yılları arasındaki vakalar incelendi. Araştırmacılar tam 30 bin 459 mantar zehirlenmesi başvurusunu değerlendirdi. Yapıştırılan metin
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, mantar zehirlenmelerinin yılın bütün aylarına eşit dağılmaması. Vakaların özellikle mayıs, haziran, ekim ve kasım aylarında yoğunlaştığı görüldü. Yani ekim ayına girdiğimiz bugünlerde mantar konusu gerçekten de yeniden gündeme alınması gereken önemli bir halk sağlığı başlığı. Yapıştırılan metin
Araştırmada Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu bölgeleri vaka sayılarının yüksek olduğu bölgeler olarak öne çıkarken, 2022 yılı verilerinde Tokat, Bolu, Yozgat ve Kastamonu gibi illerde nüfusa göre yüksek vaka oranları dikkat çekti. Bu tablo bize mantar zehirlenmesinin yalnızca belirli bir bölgenin ya da yalnızca kırsal kesimin problemi olmadığını, Türkiye’nin farklı bölgelerinde karşılaşılabilen ciddi bir gıda zehirlenmesi sorunu olduğunu gösteriyor. Yapıştırılan metin
Peki neden özellikle sonbaharda?
Yağışların artması ve toprağın nemlenmesi, birçok yabani mantar türünün doğada ortaya çıkması için uygun koşullar oluşturuyor. Mantarların daha fazla görülmesi de bazı bölgelerde insanların doğadan mantar toplamasını ve tüketmesini artırabiliyor. Sağlık Bakanlığı da daha önce yaptığı resmi uyarılarda, sonbaharda yağışların artmasıyla doğada yetişen mantarların üremesinin ve tüketiminin artmasına bağlı olarak zehirlenme vakalarında artış görüldüğüne dikkat çekmişti.
Burada önemli olan yalnızca mantarların doğada çoğalması değil. İnsanların bu mantarları tanıdığını düşünerek toplamaya başlaması ve türünden emin olmadığı mantarları sofraya taşıması asıl riski büyütüyor.
Toplumda mantarla ilgili yıllardır kullanılan bazı geleneksel inanışlar bulunuyor. Mantarı rengine veya şekline bakarak tanımaya çalışmak, böceklerin yediği mantarın zehirli olmayacağını düşünmek ya da mantarın kaynatılmasıyla zehrinin ortadan kalkacağına inanmak bunlardan bazıları. Oysa bir mantarın yenilebilir olup olmadığı yalnızca dış görünüşüne bakılarak güvenilir biçimde belirlenemez. Zehirli ve yenilebilir türler birbirine benzeyebilir. Yapıştırılan metin
Üstelik “Pişirirsem zehri gider” düşüncesi de güvenli değildir. Sağlık Bakanlığı’nın uyarısında, doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların taze, kurutulmuş, konserve, çiğ veya pişirilmiş şekilde tüketilmesinin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği belirtilmektedir. Başka bir ifadeyle mantarı pişirmek onu otomatik olarak güvenli hale getirmez. Yapıştırılan metin
Mantar zehirlenmelerinin bir başka önemli özelliği ise belirtilerin her zaman aynı şekilde ve aynı sürede ortaya çıkmamasıdır. Sağlık Bakanlığı’nın bilgilendirmesine göre bazı zehirlenmelerde belirtiler mantarın tüketilmesinden 2 ila 6 saat sonra başlayabilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, terleme, baş dönmesi, sersemlik, görme bozuklukları ve tansiyon değişiklikleri görülebilir. Yapıştırılan metin
Ancak burada özellikle üzerinde durulması gereken bir nokta var: Belirtilerin geç ortaya çıkması, zehirlenmenin hafif olduğu anlamına gelmez. Bazı mantar toksinleri karaciğer ve böbrekler üzerinde ciddi hasara neden olabilir. Bu nedenle mantar tüketiminin ardından şüpheli bir belirti ortaya çıktığında “Biraz bekleyelim, geçer” yaklaşımı doğru değildir. Yapıştırılan metin
Türkiye genelindeki veriler de konunun neden ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor. 2018-2023 döneminde değerlendirilen 30 bin 459 kişinin yüzde 8,9’u hastaneye yatırıldı. Çalışmada 90 günlük mortalite oranı yüzde 6,6, karaciğer nakline ilerleyen vakaların oranı ise yüzde 1,3 olarak belirlendi. Bu rakamlar yabani mantar zehirlenmesinin basit ve geçici bir mide rahatsızlığı olarak görülmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Yapıştırılan metin
Üstelik araştırmanın dikkat çektiği başka bir konu daha var: iklim değişikliği ve yağışlar. Çalışmada 2023 yılının ilk yarısında mantar zehirlenmesi vakalarında yüzde 130’luk artış saptandı. Özellikle mayıs ve haziran aylarında görülen bu artışın artan yağışlarla ilişkili olabileceği değerlendirildi. Bu nedenle gelecekte mantar zehirlenmelerini yalnızca takvimdeki aylara bakarak değil, değişen yağış ve iklim koşullarıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Yapıştırılan metin
Burada kültür mantarı ile yabani mantar arasındaki farkı da özellikle vurgulamak gerekiyor. Mantar kelimesinin kendisi zehirlenme anlamına gelmez. Güvenilir üretim koşullarında yetiştirilen ve mevzuata uygun şekilde piyasaya sunulan kültür mantarları ile doğadan kontrolsüz biçimde toplanan yabani mantarlar aynı risk kategorisinde değerlendirilmemelidir. Sağlık Bakanlığı da doğada kendiliğinden yetişen mantarlar yerine bandrollü ve ambalajlı kültür mantarlarının tercih edilmesini önermektedir. Yapıştırılan metin
Aslında mantar konusu bize gıda güvenliğinin çok temel bir kuralını da hatırlatıyor: Doğal olan her şey güvenli değildir.
“Doğadan geliyor, o halde sağlıklıdır” düşüncesi doğru değildir. Doğada bulunan bir bitki, mantar veya başka bir canlı insan tüketimi açısından toksik olabilir. Doğadan toplanan ürünlerde türün doğru belirlenmesi, üretim koşullarının kontrolü ve çevresel risklerin değerlendirilmesi çok daha zor olabilir. Bu nedenle “doğal” ile “güvenli” kavramlarını birbirine eşitlememeliyiz. Yapıştırılan metin
Özellikle ekim ve kasım aylarında yağışların ardından doğada mantarların daha görünür hale gelmesi, insanlarda yanlış bir güven duygusu oluşturmamalı. “Bu mantarı yıllardır topluyoruz”, “Büyüklerimiz de bunu yedi”, “Böcekler yemiş, demek ki zehirli değil”, “Pişirince zehri gider” veya “Renginden belli oluyor” gibi ifadelerin hiçbiri bilimsel bir güvenlik kriteri değil.
Türünden ve güvenilirliğinden emin olunmayan yabani mantar tüketilmemeli.
Mantar tüketildikten sonra bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, terleme, baş dönmesi, görme bozukluğu veya başka olağandışı belirtiler ortaya çıkarsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Sağlık Bakanlığı’nın resmi bilgilendirmesinde Ulusal Zehir Danışma Merkezi’nin 114 numaralı telefon üzerinden 7 gün 24 saat hizmet verdiği belirtiliyor. Yapıştırılan metin
Bugün Batman’ın Gercüş ilçesinde yaşanan ve iki kişinin hastaneye kaldırılmasıyla sonuçlanan olay, bu uyarıların neden önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Sonbahar yağmurlarıyla birlikte doğada mantarların ortaya çıkması doğal bir süreç. Ancak doğada ortaya çıkan her mantarın sofraya taşınması güvenli değil.
Ekim ayında mantar gördüğümüzde ilk sorumuz “Bunu nasıl pişirebiliriz?” değil, “Bu mantarın güvenli olduğundan gerçekten emin miyiz?” olmalı.
Ben bir gıda mühendisi ve gıda güvenliği uzmanı olarak özellikle şu uyarıyı yapmak istiyorum:
Doğada yetişen mantarı tanımıyor ve güvenilirliğinden emin değilseniz tüketmeyin.
Çünkü gıda güvenliğinde bazen en doğru tercih, riskli ürünü sofraya hiç getirmemektir.
Ekim ayı mantar mevsimi olabilir; ama bilinmeyen mantarları tüketmek için bir davet değildir.
Yazan: Nurten Sırma
Gıda Güvenliği Uzmanı • Gıda Mühendisi
