Savaşın Gölgesinde Zeytin ve Zeytinyağı
Son günlerde dünya yeniden jeopolitik gerilimlerin gölgesinde. Savaşın yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda tarımı, gıdayı ve küresel ticareti nasıl etkilediğini bir kez daha görüyoruz. Özellikle gıda enflasyonu ile mücadele edilen bir dönemde yaşanan bu tür gelişmeler, tarımsal üretimden lojistiğe kadar uzanan geniş bir zincirde yeni riskler yaratıyor.
Zeytin ve zeytinyağı sektörü de bu gelişmelerden bağımsız değil. Savaşın özellikle lojistik, ihracat ve üretim maliyetleri üzerindeki etkileri dikkat çekici bir şekilde ortada
Savaşın Tarıma İlk Etkisi: Maliyetler
Savaşın tarım sektörüne etkisi çoğu zaman petrol fiyatları üzerinden başlıyor. Çünkü petrol ve türevleri tarımda en kritik girdilerden biri.
Mazot fiyatlarındaki artış:
Tarlaların işlenmesinden
Hasat sürecine
Ürünün taşınmasına
Lojistik ve ihracata
kadar birçok aşamada maliyetleri doğrudan yükseltiyor.
Tarımda kullanılan yakıt maliyetlerinin artması, özellikle geniş arazilere dayalı üretim yapan sektörlerde maliyet baskısını hızla artırıyor. Zeytincilik de bu alanlardan biri.
Orta Doğu Ticaretinde Lojistik Sorunu
Türkiye'nin zeytin ve zeytinyağı ihracatında Ortadoğu önemli bir pazar. Ancak savaş ortamı özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri nedeniyle ticarette ciddi bir belirsizlik yaratmış durumda.
Normal şartlarda Türkiye’den Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere ürünler gemiyle gönderiliyor. Bir konteynerin deniz yolu maliyeti yaklaşık 1.500–2.000 dolar civarında.
Ancak hava yoluyla gönderim gerektiğinde tablo dramatik şekilde değişiyor.
Hava taşımacılığında kilogram başına yaklaşık 1,5 dolar maliyet oluşuyor
Bu da bir konteyner için yaklaşık 30.000 dolarlık navlun anlamına geliyor
Aradaki fark, ihracatın ekonomik olarak yapılmasını neredeyse imkânsız hale getirebiliyor.
Bu nedenle şu anda bazı firmalar Birleşik Arap Emirlikleri gibi pazarlara yeni sevkiyat yapmakta zorlanıyor.
İran Pazarı ve Sofralık Zeytin
Türkiye’nin İran ile zeytinyağı ticareti çok büyük değil. Ancak sofralık zeytin, özellikle siyah zeytin tarafında İran önemli bir pazar.
Bu nedenle bölgedeki ticaret akışının bozulması, özellikle sofralık zeytin ihracatında sınırlı da olsa bir etki yaratabilir.
Fiyatlar Kısa Vadede Artmayabilir
Savaşın maliyetleri artırmasına rağmen sektör temsilcileri kısa vadede ciddi bir fiyat artışı beklemiyor.
Bunun birkaç nedeni var:
Üreticilerin ve firmaların elinde halen stok zeytinyağı bulunması
Ortadoğu ihracatının yavaşlamasıyla arz-talep dengesinin değişmesi
Ancak mazot ve diğer girdi maliyetleri artmaya devam ederse, bunun asıl etkisi hasat döneminde, yani Eylül–Ekim aylarında hissedilebilir.
Bu nedenle savaşın etkisi kısa vadede değil, orta vadede tarımsal maliyetler üzerinden ortaya çıkabilir.
Asıl Risk Süveyş Kanalı
Şu an yaşanan gerilimin Hürmüz Boğazı’nda olması, petrol ticaretini doğrudan etkiliyor. Ancak sektör temsilcilerine göre asıl kritik risk Süveyş Kanalı.
Çünkü Türkiye'nin Uzak Doğu’ya yaptığı ihracatın önemli bir bölümü bu rotadan geçiyor.
Eğer kriz Süveyş Kanalı’na yayılırsa:
Nakliye süreleri uzayabilir
Lojistik maliyetleri ciddi şekilde artabilir
Uzak Doğu ihracatı sekteye uğrayabilir
Şu an için böyle bir durum yaşanmaması sektör açısından önemli bir avantaj.
Türk Zeytinyağı Uzak Doğu’da
Tüm bu risklere rağmen sektörün olumlu gelişmeleri de var. Türk zeytinyağı son yıllarda Uzak Doğu pazarında dikkat çekici bir büyüme gösteriyor.
Örneğin Güney Kore’nin başkenti Seul’de Türk zeytinyağı ürünleri için bir mağaza açıldı ve satışlar hem mağaza üzerinden hem de e-ticaret platformları üzerinden yapılıyor.
Türk ürünleri Kore pazarında ilgi görüyor.
Bunun yanı sıra sektörün hedefleri arasında:
Japonya
Çin
gibi büyük Asya pazarları da mevcut
“Made in EU” Kararı ve Türkiye
Sektör açısından önemli bir diğer gelişme ise Türkiye’nin “Made in EU” tedarik sistemi içine dahil edilmesi.
Bu karar sayesinde:
Türk ürünleri Avrupa üretim zincirinin bir parçası olarak kabul edilecek
Avrupa pazarındaki ticaret daha kolay hale gelecek
Türk zeytinyağının kalite algısı güçlenecek
Türkiye, lojistik avantajı ve ürün kalitesi sayesinde Avrupa’nın önemli tedarikçilerinden biri konumunda.
Ancak Coğrafi işaretli ürünlerin artırılması çok gerekli
Örneğin Ayvalık zeytinyağının Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret alması, ürünlerin kota sınırlamaları olmadan daha yüksek katma değerle satılmasını sağlayabilir.
Yeni Bir Rakip: Güney Amerika
Önümüzdeki yıllarda sektör için yeni bir rekabet alanı da oluşabilir.
Avrupa Birliği ile Güney Amerika ülkeleri arasında imzalanması planlanan Mercosur ticaret anlaşması, Arjantin gibi ülkelerin Avrupa pazarına daha kolay girmesine yol açabilir.
Bugün Arjantin’in zeytinyağı üretimi yaklaşık 30.000 ton seviyesinde. Bu miktar Türkiye’nin yaklaşık onda biri.
Ancak üretimin ilerleyen yıllarda 50–100 bin tonlara çıkması, Avrupa pazarında rekabeti de artırabilir.
2026 İçin Rekolte Umudu
Türkiye’de bu yıl yağış miktarı zeytin üretimi açısından oldukça olumlu.
Geçen yıl yaklaşık 350 mm civarında olan yağış miktarı, bu yıl 750 mm’nin üzerine çıktı.
Oysa zeytin ağacının verimli ürün verebilmesi için 600 mm üzeri yağış yeterli kabul ediliyor.
Eğer Mayıs ayında gerçekleşecek çiçeklenme döneminde hava koşulları uygun olursa, Türkiye’nin 2026 sezonunda 500 bin ton zeytinyağı üretimi yapabileceği öngörülüyor.
Bu gerçekleşirse:
Türkiye ihracatta çok daha güçlü bir konuma gelebilir
Fiyat rekabeti artabilir
Ancak yüksek üretimin bir başka sonucu da fiyatların düşmesi olabilir.
İspanya ve Akdeniz’de Durum
İspanya hâlâ dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi.
Geçtiğimiz sezon:
Beklenen üretim: 1,8 milyon ton
Kuraklık sonrası gerçekleşen üretim: 1,3 milyon ton
Bu miktar yine de oldukça yüksek.
İklim krizinin yaşandığı bazı yıllarda üretim 600 bin tona kadar düşmüştü.
Portekiz de bu sezon yüksek rekolte bekleyen ülkeler arasında.
Eğer aynı yıl içinde:
Türkiye
İspanya
Portekiz
Tunus
İtalya
yüksek üretim yaparsa, küresel piyasada fiyatların ciddi şekilde düşmesi de mümkün.
Sofralık Zeytinde Güçlü Stok
Geçtiğimiz yıl Türkiye’de zeytin ağaçlarında ürün miktarı daha az olduğu için ağaçlar meyveyi daha iyi besledi ve taneler büyüdü.
Sektörde buna “ürünün taneye gitmesi” deniyor.
Bu nedenle zeytinlerin büyük bir kısmı yağlık yerine sofralık zeytin olarak değerlendirildi.
Sonuç olarak Türkiye’de sofralık zeytin stokları oldukça yüksek ve ihracat devam ediyor.
Zeytinyağı İhracatında Sert Düşüş
Ancak zeytinyağı ihracatı için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye’nin zeytinyağı ihracatı %74 oranında düşmüş durumda.
Bunun en önemli nedeni ise Tunus.
Tunus zeytinyağı fiyatları Türkiye’den daha düşük olduğu için birçok alıcı ürünlerini bu ülkeden temin etmeye başladı.
Zeytinyağı sektörü emek yoğun bir üretim alanı. Tam otomasyona geçmek mümkün değil ve insan emeğine her zaman ihtiyaç var.
Avrupa Birliği bu nedenle üreticilerini güçlü şekilde destekliyor.
Bugün Avrupa’da üretici, 1 kilogram zeytinyağı için yaklaşık 65 cent destek alabiliyor.
Bu yaklaşık 35 TL civarında bir destek anlamına geliyor.
Benzer bir destek Türkiye’de de uygulanırsa:
Çiftçi üretimden vazgeçmez
Ağaçların bakımı artar
Verimlilik yükselir
Bugün birçok üretici maliyetler nedeniyle ağacına daha az gübre atıyor.
3 kilogram gübre atması gereken üretici bazen yarım kilo veya 1 kilo ile yetinmek zorunda kalıyor.
Bu da verimi düşürüyor.
Avrupa Pazarındaki Vergi Sorunu
Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında en büyük pazar Avrupa Birliği.
Ancak ambalajlı zeytinyağı ihracatında halen litre başına 1,24 euro vergi ödeniyor.
Bu verginin azaltılması veya ihracat destekleriyle dengelenmesi, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü artırabilir.
Yeni Zeytin Bahçeleri
İklim değişikliği ile birlikte zeytin yetişebilen bölgeler de genişliyor.
Bugün Karadeniz’in bazı bölgelerinde bile zeytin yetiştirilebileceği konuşuluyor.
Yeni plantasyonlar kurulabilirse Türkiye’nin üretimi:
500 bin ton
700 bin ton
hatta 1 milyon ton
seviyelerine ulaşabilir.
Bu da Türkiye’yi küresel zeytinyağı piyasasında çok daha güçlü bir konuma taşıyabilir.
Zeytin ve zeytinyağı sektörü bugün hem fırsatların hem de risklerin iç içe geçtiği bir dönemde.
Jeopolitik gerilimler, lojistik sorunları ve küresel rekabet Türkiye’nin önünde yeni sınavlar oluşturuyor.
Ancak doğru politikalar, üretici destekleri, yeni ihracat stratejileri ve coğrafi işaretli ürünlerin artırılması ile Türkiye’nin zeytinyağı sektöründe dünyadaki güçlü konumunu daha da sağlamlaştırması mümkün.
Çünkü zeytin ağacı sadece bir tarım ürünü değil.
Aynı zamanda bir ülkenin tarımsal kültürünün, ihracat gücünün ve sürdürülebilir üretim kapasitesinin de sembolüdür.