DUMANLI GIDA GÖSTERİLERİ RİSK Mİ?





Üzerinden yoğun duman çıkan gıdalar ve içecekler son yılların en dikkat çekici tüketim trendlerinden biri haline geldi. Tüketiciye adeta bir görsel şov sunan bu ürünler, sıvı azot kullanılarak hazırlanıyor ve özellikle sosyal medyada büyük ilgi görüyor. Ancak burada altı çizilmesi gereken çok önemli bir nokta var; sorun sıvı azotun kendisi değil, satış noktalarında ve doğrudan tüketicinin elinde kontrolsüz şekilde kullanılmasıdır. Çünkü sıvı azot uzun yıllardır gıda endüstrisinde güvenle kullanılan bir teknoloji olmasına rağmen, tüketim anına çok yakın uygulanması ciddi riskler oluşturabiliyor. 

 Öncelikle önemli bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekiyor.   Sıvı azot yaklaşık -196°C sıcaklığa sahip olan sıvı azot, onlarca yıldır gıda endüstrisinde güvenli bir şekilde kullanılmaktadır. Özellikle hızlı dondurma teknolojilerinde, ürün kalitesinin korunmasında ve bazı üretim aşamalarında mikrobiyal gelişimin kontrol altına alınmasında önemli bir araçtır. Sorun sıvı azotun kendisi değil, nasıl, nerede ve ne zaman kullanıldığıdır.

Son yıllarda alışveriş merkezlerinde, panayırlarda, fuarlarda ve restoranlarda giderek daha sık karşımıza çıkan Dragon's Breath, yani Türkçe adıyla Ejderha Nefesi, yalnızca yeni bir atıştırmalık trendi değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından dikkatle ele alınması gereken bir durum.Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan ve ağızdan çıkan yoğun beyaz duman görüntüsüyle ilgi çeken bu ürünler, özellikle çocuklar ve gençler arasında büyük bir popülerlik kazanmış durumda. Ancak gıda güvenliğinde çok temel bir kural vardır; hiçbir görsel şov insan sağlığının önüne geçemez.

Dumanlı renkli mısır gevrekleri, peynir aromalı mısır topları, mini marshmallowlar, bezeler, patlamış mısır, küçük kurabiyeler, şeker kaplı gevrekler, puf atıştırmalıklar, dondurulmuş meyve parçaları, çikolata kaplı toplar ve bazı özel tasarlanmış tatlılar geliyor. Dünyanın bazı bölgelerinde sıvı azotla hazırlanan içecekler, kokteyller, dondurmalar ve “Smoke Pops” adı verilen çubuklu mısır gevreği ürünleri de bu kategoriye giriyor. Ortak özellikleri ise besleyici değerlerinden çok, ağızdan yoğun beyaz duman çıkaran görsel etkiyi oluşturmak amacıyla tercih edilmeleri. Bu nedenle Dragon's Breath aslında tek bir ürün adı değil, sıvı azotla görsel şova dönüştürülmüş farklı gıdaların genel adı olarak kabul ediliyor.


Dragon's Breath uygulamalarında ise klasik endüstriyel kullanımın dışına çıkılabiliyor. Mısır gevrekleri, kurabiyeler veya çeşitli atıştırmalıklar sıvı azotla kaplanarak doğrudan tüketiciye servis ediliyor. Ürün ağıza alındığında ya da nefes verildiğinde yoğun beyaz bir duman ortaya çıkıyor ve bu durum tüketicilere eğlenceli bir deneyim gibi sunuluyor. Ancak risk de tam bu noktada başlıyor. Çünkü sıvı azot çoğu zaman tüketim anına çok yakın bir zamanda uygulanıyor ve tamamen buharlaşmadan insanlarla temas etme ihtimali ortaya çıkıyor.

Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, bu konuda tüketicilerin yeterli bilgiye sahip olmadığını özellikle vurguluyor. İnsanlar çoğu zaman bunun sıradan bir atıştırmalık olduğunu düşünüyor. Oysa farkında olmadan, aşırı düşük sıcaklıklarda çalışan profesyonel ve endüstriyel bir teknolojiyle doğrudan temas ediyorlar. İşte bu bilgi eksikliği, riskin en önemli parçalarından birini oluşturuyor.

Üstelik tehlike yalnızca ağızdan duman çıkarmaktan ibaret değil. Sıvı azot insan dokularında ciddi hasarlara yol açabiliyor. Buna klasik anlamda sıcak yanığı değil, “soğuk yanığı” deniliyor. Dudaklarda, dilde, ağız içi dokularda ve boğazda ciddi yaralanmalar meydana gelebiliyor. Bazı durumlarda dişlerde çatlama ve hasar oluşması da mümkün olabiliyor.

Daha da endişe verici olan ise sıvı azotun tamamen buharlaşmadan yanlışlıkla yutulması veya solunmasıdır. Çünkü sıvı azot vücut içerisinde çok kısa sürede gaz haline geçerken hacmini yüzlerce kat artırabiliyor. Bu durum solunum yollarında hasara, oksijen yetersizliğine, yemek borusunda yaralanmalara ve hatta mide delinmesine kadar uzanan hayati sonuçlar doğurabildiği gözlenlenmiştir.

Ne yazık ki bunlar yalnızca teorik riskler değil. Dünyanın farklı ülkelerinde ciddi yaralanma vakaları rapor edildi. İngiltere'de sıvı azot içeren bir içeceği tüketen genç bir kızda mide delinmesi gelişti ve acil ameliyat yapılmak zorunda kalındı. Malezya'da bir genç, Dragon's Breath ürününü avucuna döktükten sonra elinde ciddi yanıklar oluştu. Singapur'da çeşitli yanık vakaları bildirildi. Hindistan'da ise sıvı azot içeren bir içeceğin tüketilmesi sonrasında bir kişinin midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren acil ameliyat gerçekleştirildi. Başka bir olayda ise 14 yaşındaki bir çocuk, sıvı azotlu bir tatlıya temas etmesi sonucu parmağında ciddi doku hasarı yaşadı.

Bu olayların artması üzerine ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tüketicilere resmi bir uyarı yayınladı. Özellikle satış noktasında ve tüketimden hemen önce sıvı azotla hazırlanan ürünlerin tüketilmemesi, içilmemesi ve elle temas edilmemesi gerektiği vurgulandı. Burada çok önemli bir ayrım bulunuyor. Fabrikada üretim aşamasında sıvı azot kullanılan bir ürün ile Dragon's Breath aynı şey değildir. Endüstriyel üretimde kullanılan sıvı azot, ürün tüketiciye ulaşıncaya kadar tamamen buharlaşmış olur. Dragon's Breath uygulamalarında ise sıvı azot tüketim anına kadar sistemin içinde kalabiliyor.

Kanada'daki halk sağlığı otoriteleri de işletmelere yönelik çeşitli güvenlik önlemleri öneriyor. Buna göre yalnızca gıda sınıfı azot kullanılmalı, servis sırasında kap içerisinde hiçbir sıvı azot kalmamalı, tüketicilerin ürüne yeniden sıvı azot eklemesine izin verilmemeli ve ürünlerin elle temasını azaltacak şekilde servis edilmesi gerekiyor. Ayrıca görünür ve anlaşılır uyarıların bulunması gerektiği de belirtiliyor.

Ancak  uyarı etiketleri tek başına yeterli değil. Çünkü burada sorun yalnızca tüketicinin dikkatsizliği değil, ürünün doğası gereği belirli riskleri beraberinde taşıyor olmasıdır.

Bir gıda güvenliği uzmanı olarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim; Sorun sıvı azotun kendisi değil, profesyonel endüstriyel bir teknolojinin eğlence unsuruna dönüştürülerek doğrudan tüketicinin eline verilmesidir. Özellikle çocukların hedef kitle haline geldiği bu ürünlerde, sosyal medya etkisi çoğu zaman güvenlik kavramının önüne geçebiliyor.

Oysa gıda sektörünün en temel ilkesi son derece nettir. Bir ürün ne kadar ilgi çekici, ne kadar etkileyici ve ne kadar paylaşılabilir olursa olsun, tüketildiği anda tamamen güvenli olmak zorundadır. Çünkü hiçbir duman efekti, hiçbir sosyal medya paylaşımı ve hiçbir görsel şov insan sağlığından daha değerli değildir.





NURTEN SIRMA
Gıda Denetim Uzmanı Gıda Mühendisi

Akademik Uzmanlık
Sürdürülebilir Gıda Sistemleri ( İsraf-Kayıp-İklim)




Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu