COP31’e doğru: İklim eyleminde yeni bir dönem için İstanbul’dan güçlü bir mesaj verildi
23 Şubat 2026Küresel belirsizliklerin derinleştiği, jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik kırılganlıkların arttığı bir dönemde İstanbul’dan yükselen mesaj son derece netti: İklim eylemi, yalnızca çevresel bir zorunluluk değil; aynı zamanda istikrar, dayanıklılık ve ortak gelecek için en güçlü araçlardan biri. Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek olan COP31 hazırlıkları kapsamında 12 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısı, bu yaklaşımın hem siyasi hem de teknik çerçevesini ortaya koyan önemli bir eşik oldu.
Toplantıda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell, Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, COP30 Başkanı André Corrêa do Lago ve COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen bir araya geldi. Bu buluşma, yalnızca bir basın brifingi değil; COP31’e giden yolda çok taraflı iş birliğinin, siyasi kararlılığın ve uygulama odaklı yeni dönemin ilk somut işaretlerinden biri olarak öne çıktı.
Basın toplantısı, COP31 Başkanlığı, UNFCCC Sekretaryası ile mevcut ve önceki COP başkanlıklarının temsilcilerinin katıldığı bir dizi stratejik görüşmenin ardından gerçekleştirildi. Türkiye’den ve uluslararası medya kuruluşlarından yoğun katılımın olduğu toplantı,
COP31 sürecinin şeffaf, kapsayıcı ve sonuç odaklı yürütüleceğine dair güçlü bir mesaj verdi.
Toplantının en çarpıcı vurgusu, Simon Stiell’in sözlerinde somutlaştı. İçinde bulunulan dönemi “küresel bir istikrarsızlık çağı” olarak tanımlayan Stiell, bu ortamda iklim eyleminin bir lüks değil, zorunlu bir istikrar aracı olduğunu vurguladı.
“Ancak iklim eylemi, istikrarsız bir dünyada istikrar sağlayabilir” ifadesi, COP31’in ruhunu özetleyen temel cümlelerden biri oldu. Stiell, uluslararası iklim iş birliğinin artık yeni bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirterek, müzakerelerin ötesine geçen, somut sonuçlar üreten bir ‘uygulama dönemine’ girilmesinin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Ortaklıkların güçlendirilmesi, iklim finansmanının sahaya inmesi ve ekonomiler ile toplumlar genelinde uygulamaların hızlandırılması, bu yeni dönemin temel ayakları olarak tanımlandı. İklim eyleminin enerji güvenliği, ekonomik dayanıklılık ve uzun vadeli istikrarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Stiell, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki ilerlemeleri ve Sıfır Atık girişimleri gibi uygulamaların da bu bütüncül yaklaşım açısından önemli örnekler sunduğunu ifade etti. Paris Anlaşması’nın uygulanmasında kazanılan ivmenin korunması ve önceki COP’larda elde edilen ilerlemenin geriye düşmemesi gerektiği mesajı da konuşmanın dikkat çeken başlıkları arasındaydı.
COP31 Başkanı Murat Kurum’un açıklamaları ise Türkiye’nin ev sahipliğine yüklediği anlamı açık biçimde ortaya koydu. COP31 hazırlıklarının başından itibaren sonuç odaklı bir anlayışla yürütüldüğünü belirten Kurum, Türkiye’nin bu süreci yalnız başına değil, ortaklarıyla birlikte şekillendireceğini vurguladı. Türkiye ile Avustralya’nın COP31 sürecinde istişare ve iş birliğine dayalı bir yaklaşımla birlikte çalışacağını ifade eden Kurum, bu ortaklığın müzakereler ile uygulama süreçlerinin uyum içinde ilerlemesi açısından kritik olduğunu dile getirdi. Kurum’un “COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz” sözleri, Türkiye’nin yaklaşımının özeti niteliğindeydi. Sürecin “tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon” ilkeleri üzerine inşa edildiğini belirten Kurum, güçlü ve iyi yapılandırılmış bir eylem ajandasının Mart ayında açıklanacağını duyurdu. COP31 Başkanlığı’nın kapsayıcı, tarafsız ve kimseyi geride bırakmayan bir anlayışla tüm paydaşların sesini duyurmayı hedeflediği vurgusu da öne çıkan mesajlar arasında yer aldı.
Canberra’dan video mesajla toplantıya katılan Chris Bowen ise COP31’i, iklim eylemi açısından belirleyici olan bu on yılda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında gerçek bir köprü kurma fırsatı olarak tanımladı. Avustralya, Türkiye ve Pasifik ortakları arasındaki iş birliğini, çok taraflılığa duyulan güvenin somut bir göstergesi ve “benzersiz, yenilikçi bir model” olarak nitelendiren Bowen, Paris Anlaşması’ndan bu yana küresel ısınma projeksiyonlarının düşürülmesi yönünde ilerleme sağlandığını ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı. Özellikle iklime karşı kırılgan ülkelerin korunması, finansmana erişimin artırılması ve uygulamaların hızlandırılması konusunda hâlâ önemli bir mesafe olduğunu belirten Bowen, “Hiçbir ülke iklim değişikliğiyle tek başına mücadele edemez” sözleriyle kolektif eylemin zorunluluğuna dikkat çekti.
Toplantıya katılan COP30 Başkanı André Corrêa do Lago ise teknik temaslar kapsamında Antalya’da planlanan COP alanlarına ilişkin ilk izlenimlerini paylaştı. Alanın son derece umut verici olduğunu ve Antalya’nın, hem fiziki altyapısı hem de coğrafi konumuyla konferans için güçlü bir ev sahibi olmasının beklendiğini ifade etti. Akdeniz havzasında yer alan Antalya’nın, iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan hisseden bir bölgede COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının da sembolik bir anlam taşıdığına işaret edildi.
Basın toplantısında ortaklaşan temel vurgu açıktı: İklim değişikliğiyle mücadelede çok taraflı iş birliği vazgeçilmezdir ve bu mücadele, yatırım, finansman ve hükümetler, özel sektör ile sivil toplumun geniş katılımı olmadan başarıya ulaşamaz. COP31, bu nedenle yalnızca yeni taahhütlerin konuşulduğu bir platform değil; mevcut taahhütlerin hayata geçirilmesinin hızlandırıldığı bir dönüm noktası olmayı hedefliyor.
9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31, Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerin uygulanmasını ileri taşımak ve küresel iklim eylemini güçlendirmek amacıyla hükümetleri, uluslararası kuruluşları, iş dünyasını ve sivil toplumu bir araya getirecek. İstanbul’da verilen mesaj güçlü ve netti. Şimdi gözler Antalya’da: Bu mesajın, sahada ölçülebilir sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği, COP31’in gerçek başarısını belirleyecek.
#COP31 #COP31Antalya #IklimEylemi #ClimateAction #UNFCCC #ParisAnlasmasi #IkilimKrizi #ClimatePolicy #SürdürülebilirKalkınma #Sustainability #IklimDiplomasisi #ClimateGovernance #EnergyTransition #YenilenebilirEnerji #NetZero #GreenTransition #IklimFinansmani #ClimateFinance #CokTaraflilik #GlobalCooperation #Antalya2026 #TurkeyCOP31 #ClimateLeadership #FutureOfClimate
NURTEN SIRMA
Gıda Güvenliği Denetim Uzmanı
•
Gıda Mühendisi
Akademik Uzmanlık
Türkiye'de Sürdürülebilir Gıda Sistemleri
.jpg)