Pazı Diye Satılan Tırşik Otu Doktoru Zehirledi


Pazı Diye Satılan Tırşik Otu Doktoru Zehirledi

“Bilmediğiniz otu yemeyin” cümlesi, Anadolu’nun kadim bir uyarısıdır. Ne yazık ki bugün hâlâ geçerliliğini koruyor. Çünkü doğa bilgisinin yerini çoğu zaman kulaktan dolma bilgiler, iyi niyetin yerini ise ihmaller almış durumda.

Geçtiğimiz günlerde Mersin’de yaşanan bir olay, köy pazarları ve yol kenarı satışlarında gıda güvenliğinin ne kadar kişisel bilgiye ve şansa bırakıldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bir hekim olan Ayşegül İşlek Yüksel, köy pazarından pazı niyetiyle bir demet yeşillik satın aldı. Yaprakların görüntüsünden şüphelenerek defalarca “Bu pazı mı?” diye sordu. 

Aldığı yanıt tanıdıktı:

“Taze olduğu için sapları beyaz.”

Evde yıkama sırasında elinde kaşıntı başladı. Yemeği tadan eşinin ise ağzında yanma, uyuşma ve küçük dilde ödem gelişti. Neyse ki çocuklar yememişti. 
Erken müdahale ile ciddi bir tabloya dönüşmeden atlatıldı. Sonrasında anlaşıldı ki pazı sanılan bitki, halk arasında yılan yastığı olarak bilinen tırşik otuydu.

Bu olay münferit değil. Aksine, Türkiye’de ve dünyada bilimsel kayıtlara geçmiş, tekrarlayan bir halk sağlığı sorununun küçük ama çarpıcı bir örneği.

Bilimsel çalışmalar, yabani yenilebilir bitkilerin (wild edible plants – WEPs) insanlık tarihinde açlık ve kıtlık dönemlerinde hayati bir rol oynadığını ortaya koyuyor. 

Bu bitkiler yalnızca kültürel bir miras değil; aynı zamanda vitaminler, mineraller, lifler ve çeşitli biyoaktif bileşenler açısından da önemli bir besin kaynağı. Ancak modern bilim, bu mirasın bilgiyle desteklenmediğinde ciddi sağlık risklerine dönüşebileceğini açıkça vurguluyor.

Food and Chemical Toxicology dergisinde yayımlanan kapsamlı derleme çalışmalara göre, bazı yabani bitkiler yüksek besin değerine sahipken, bazıları insan sağlığı açısından potansiyel olarak toksik bileşikler içerebiliyor ve bu durum tüketimde mutlaka güvenlik önlemleri gerektiriyor.

Bilimsel literatür de bunu doğruluyor. Aynı dergide yayımlanan çalışmalar, yabani yenilebilir bitkilerin yalnızca görünüşe bakılarak ayırt edilmesinin güvenilir olmadığını ve yanlış tanımlamanın ciddi toksikolojik sonuçlara yol açabildiğini açıkça ortaya koyuyor.

Pazı Değil, Tırşik: Neden Bu Kadar Kolay Karışıyor?

Türkiye florası olağanüstü zengin. Bu zenginlik, doğru bilgiyle buluşmadığında risk doğuruyor. Pazı, labada, ebegümeci, ısırgan gibi yaygın tüketilen yabani otlar; tırşik (yılan yastığı), baldıran, adamotu gibi zehirli türlerle morfolojik olarak kolayca karışabiliyor.

Akdeniz havzası, yabani bitki çeşitliliği açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri. Ancak bu zenginlik, görsel benzerlikler nedeniyle ciddi bir risk alanı da yaratıyor. 

Bu durum özellikle genç yaprak dönemindeki yabani bitkilerin, deneyimsiz toplayıcılar tarafından yenilebilir türlerle zehirli türler arasında kolayca karıştırılabildiğini ortaya koyuyor.

Ispanak, pazı ve hodan gibi yaygın tüketilen bitkilerin; mandragora, yüksükotu ya da yılan yastığı gibi toksik türlerle benzer yaprak morfolojisine sahip olması, zehirlenme vakalarının temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Bilimsel çalışmalara bakarsak; bu karışıklığın temel nedenleri ise şunlar:Yaprak ve gövde benzerliği: Özellikle genç bitkiler ayırt edilmeyi zorlaştırır. Gözle tanımanın yetersizliği: Bitki tanımlama botanik eğitim gerektirir. 
Halk bilgisinin mutlak doğru kabul edilmesi: “Biz yıllardır yeriz” ifadesi bilimsel bir güvence değildir. 

Bölgesel tür farklılıkları: Aynı isimle anılan bitkiler farklı bölgelerde farklı türler olabilir.

Nitekim Akdeniz bölgesini kapsayan bilimsel raporlar, bitki zehirlenmelerinin en önemli nedeninin yanlış tanımlama (misidentification) olduğunu ortaya koyuyor. 

Avrupa’da son yirmi yılda bildirilen çok sayıda vakada, zehirlenmelerin doğadan toplanan ya da pazardan alınan bitkilerin yenilebilir sanılarak tüketilmesi sonucu meydana geldiği belirtiliyor. 

Bu vakalar, halk bilgisinin tek başına güvenilir bir rehber olmadığını; gözle tanımanın mutlaka bilimsel yöntemlerle desteklenmesi gerektiğini açıkça gösteriyor.

Bu çalışmalarda özellikle vurgulanan nokta şu: Yabani bitkiler, genetik ve kültürel mirasın bir parçasıdır; ancak bu miras, bilimsel bilgiyle desteklenmediğinde halk sağlığı açısından tehdit hâline gelebilir.

“Pişirince Zararı Gider” Yanılgısı
En tehlikeli yanlış inanışlardan biri de şudur:
“Kaynatılırsa bir şey olmaz.” Oysa bazı bitkiler vardır ki:Kaynatılsa da Pişirilse de Yoğurtla, limonla, karbonatla tüketilse de toksisitesini tamamen kaybetmez.

Tırşik otu bunun en bilinen örneklerinden biridir. Bitkide bulunan kalsiyum oksalat kristalleri, ağız ve boğaz mukozasında yanma, uyuşma ve ödem oluşturur. Bu etki alerjik değildir; kimyasal ve mekanik tahriş kaynaklıdır.
 
Yanlış ve bilinçsiz tüketim, özellikle çocuklarda ve yaşlılarda solunum yollarını tehdit eden sonuçlara yol açabilir.

Bilimsel veriler, yabani bitkilerde bulunan oksalik asit ve kalsiyum oksalat kristallerinin ısıl işlemle tamamen yok edilemediğini göstermektedir. 

Bu kristaller yalnızca akut zehirlenmelere değil, uzun vadede mineral emilimini azaltarak böbrek taşı oluşumu gibi kronik sağlık sorunlarına da zemin hazırlayabilmektedir. 

Bu nedenle “iyi pişerse zararsız olur” yaklaşımı, bilimsel olarak geçerli kabul edilmemektedir.

Çocuklar İçin Risk Katlanarak Artıyor
Bu tür vakalarda en büyük tehlike çocuklar için söz konusudur. Klinik tablolarda ise özellikle çocuklarda  Boğaz ödeminin daha hızlı geliştiği ve 
Bu nedenle “İyi ki çocuklar yememişti” cümlesi, bir şans ifadesi değil; hayati bir eşiktir.

Avrupa zehir danışma merkezlerinin kayıtları da bu riski net biçimde ortaya koyuyor. 

2012–2018 yılları arasında yalnızca Avrupa’da, bitkilerin yanlış tanımlanması sonucu bin 800’ün üzerinde zehirlenme vakası bildirildi. 

Bu vakaların önemli bir bölümünde çocuklar yer aldı. Yapılan çalışmalara baktığımızda ise çocukların fizyolojik olarak toksik bileşiklere daha hassas olması nedeniyle yabani bitkilerden kaynaklanan zehirlenmelerde en riskli gruplardan biri olduğunu gözlemlenmiştir.

Toplumda hâlâ güçlü bir algı var:
“Köy pazarı = doğal ve güvenli.”
Bu doğru değil.

Yabani otlar:

Yol kenarlarından Tarım ilacı kullanılan alanlardan Hayvan otlaklarından Ağır metal bulaşmış topraklardan toplanmış olabilir. Bitki doğru tür olsa bile, kimyasal ve çevresel bulaş riski taşıyabilir. Üstelik bu ürünlerde:

Nereden toplandığı
Ne zaman toplandığı
Daha önce benzer vakaların yaşanıp yaşanmadığı
bilinmez. 

Yani izlenebilirlik yoktur.

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve çok sayıda bilimsel yayın, potansiyel toksik bileşikler içeren yabani bitkilerin tüketiminde özel dikkat gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.

Bilimsel çevrelerde giderek daha fazla dile getirilen ortak görüş şu: Yabani bitkiler ne tamamen masum ne de tamamen tehlikelidir. 

Doğru tür, doğru bilgi ve doğru işleme yöntemleriyle değerlendirildiğinde bu bitkiler beslenmeye katkı sağlayabilir. 

Ancak kontrolsüz toplama, pazarlarda izlenebilirliğin olmaması ve bilimsel bilgiye dayanmayan tüketim alışkanlıkları, bu potansiyeli halk sağlığı riski hâline getirmektedir. 

Bu nedenle uluslararası literatürde, yabani bitkilerin tüketimi konusunda eğitim, denetim ve farkındalık temel anahtarlar olarak gösterilmektedir.

Türkiye’de de bu tür vakalar olmakta

Türkiye’de 10 bini aşkın damar bitki türü bulunmakta ve bunların yaklaşık 2.300’ü zehirli olarak tanımlanmaktadır. 

Zehirli türlerin, halk arasında sık tüketilen bitkilerin ait olduğu ailelerle aynı familyalarda yer alabilmesi, karışıklık riskini daha da artırmaktadır.

Avrupa zehir danışma merkezlerinin verileri, sorunun yalnızca yerel değil küresel bir halk sağlığı meselesi olduğunu açıkça göstermektedir.

O nedenle,

Adını %100 bilmediğiniz otu almayın
“Ben buna alışığım” diyen satıcıya güvenmeyin
Temasla kaşıntı yapan otu asla tüketmeyin
Çocuklara yabani ot denemesi yaptırmayın
Şüphede kaldığınız ürünü çöpe atın
Çünkü sağlık pazarlık konusu değildir.


Doğa cömerttir ama bilgisizliği affetmez. 

“Doğal” etiketi, “güvenli” anlamına gelmez. Bu yüzden tekrar hatırlatalım: Doğal olan her şey güvenli değildir; güvenli olan her şey bilgi ister. Ve bazen en doğru karar, yememektir
NURTEN SIRMA
Gıda Güvenliği Denetim Uzmanı Gıda Mühendisi
Akademik Uzmanlık
Türkiye'de Sürdürülebilir Gıda Sistemleri

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu